2 Mart 2015 Pazartesi

SEYYAH

Beynimin içinde kurulmuş şeytan tuzakları, Tanrıya olan tüm umutlarım ise cennetten cehenneme düşmüş.  Ben denizlerin kaybolmuş çocuğu, kim bilir ne kadar derinlerde boğulmaktayım? Ruhum ölgün, mekanım belirsiz; yaşamaya ramak kala tükenmişim. Bir şeylere ihtiyacım var, her şeyden ırak, hiçbir şeye yakın…
Stephen King bir  keresinde şuna benzer bir şeyler yazmıştı “ Bazen lanet ve kurtuluş arasında kesinlikle hiçbir fark yoktur. “ Bu bir döngü bana kalırsa. Birinin tükendiği yerde diğeri başlıyor. Tam hayatta huzura kavuştum dediğiniz yerde katıksız bir nefretin arasında boğulduğunuzu görürsünüz. Katıksız bir nefretin ortasında ise nereden geldiği belli olmayan bir mutluluk sarıverir bedeninizi. İşte bu deliliktir.
İşte böyle bir dünyada cam kırıklarından ibaretiz, tüm insanlar… Tekrar ait olduğumuz bedenlerde bütünleşmenin imkansızlığını anlatmak gereksiz.
Bir kurtarıcı gerek… Üzerinde hiçbir mukaddesat taşımayan bir kurtarıcı… Kitaplarda sayfa sayfa anlatılmayan, adına dünyayı saracak uzunluktaki bir metrajda filmler çekilmeyen bir kurtarıcı… Beni rüyalarımda bile kendime işkence yapmaktan kurtaracak olan bir kurtarıcı… Tüm insanlığa değil yalnızca bana…
İşte o zaman hazır olacağım tüm bu depremlere, fırtınalara, kasırgalara, volkan patlamalarına; teni kemikten ayıracak olan tüm acılara. Ah yaşamak! Ah büyük cücelik! Güneşin şarkısını söylemeye yeltenip kara deliklerde boğulmanın adı.
                Uğruna yaşamaya layık olan nedir uğruna ölmeye layık olan? Hayat kocaman bir “SAÇMA” dan ibaret değil mi? Camus’nün gördüğünü bir tek ben mi görüyorum? Nedir bu koca gürültü, bu kavga bu gam bu keder bu umursamaklığın umursamazlığı? Nerede mantık, nerede düzen, nerede güzel olan her şey? Sahiplerin ve sahiplik dileğindekilerin, herkesin, ölümü hiçbir şey anlatmaz mı insana?

                Ah ölmeli bir an evvel! Ölünmeli bu yaşanacak dünyada! Ölmeye değer bir köşe; bir dağ, bir bayır, bir sokak çöplüğü kuytusu… Keskin kokular çekerek ciğerlerimize ölmeli! Ta ki kelebekler doğana dek toprağımızdan, ölmeli… Yaşamı lanetlemeli!..