8 Nisan 2014 Salı

SABUN BALONCUKLARI YAHUT HAYALCİ ÇOCUK

Hayat bir sabun baloncuğu gibi… Esen rüzgârın önünde rastgele yalpalanıyor. Bazen sağa, bazen sola… Fakat en yükseğe ulaşacağını düşündüğün anda ufacık bir iniltiyle yok oluyor. Ufukların ardına değin sürecek bir yolculuğun hayali he zaman bir rüya olarak kalacak.  Sızlayan kalplerin ve titreyen gönüllerin arasında gidip gelen bir yokoluş… ve ne güzeli, bunca sallantısına ve korkulu titreyişine rağmen bir sabun köpüğü dünyanın tüm renklerini içinde yaşatır; asla ayrım yapmaz.
                Ah! Ne kadar parlak gökyüzü; ne güzel aydınlatıyor güneş üzerimizi… Bu benim hayatım; bu benim an’ım. Ruhlarda biriken acıları çalmak mümkün değil; onları bir bıçak gibi kesip uzaklaştırmak ne mümkün? Kiraz çiçeklerinin o engin huzurunu aramak ne boş bir hayal! Ah hayaller; ah mutluluk tutkusu!…
                Uzaklarda, çok uzaklarda bir kelebeğin kanatlarında yaşamak belki hayalim. Yarım bırakılmış bir hayat; satılığa çıkarılmış heveslerle nereye kadar yaşanılabilir? Bu acı içinde kıvrandığım hayat, bu sahte dostlar, bu pis kokulu şehir; hiçbir mantığı yok! Neden buradayım, niçin yaşıyorum. Ahmakların, fahişelerin, kana susamış vahşilerin arasında ne arıyorum. Memleketim neresi? Ah yaşamak kadar anlamsız bir uğraşa dalmış benim için ana yurdu neresi olabilir? Kimdir benim annem? Tutunacak dalım kimdir?
                Ah cesur yeni dünya; içinde böyle insanlar da var! İçinde insan olamamış yaratılmışlar da var. Ah sevmenin ve sevilmenin sesini unutmak da varmış böyle. Bütün bedenini kin ve nefret de sararmış insanın. Fakat neden? Kızmak için bir neden yok; suçlamak için de. Kanıtlanacak ne var ki? Her şey tıpkı bırakılmış olduğu gibi.
                Ağlamak ayıp, zayıflık ayıp, gülmek ayıp, sevinmek ayıp, düşünmek ayıp, mutlu olmak ayıp; ayıpların içinde koca bir insanlık kayıp. Varlık artık hiçlikten öte bir şey değil. Varım demek ne mümkün, varlığını ezmek için sıra bekleyen hiçler arasında. Varım demek; yok olmaya doğru atılmış koca bir adım.

                Gözün alabildiğinden daha uzaklarda mutluluğun hayalini kuran çocuğum! O uzakların ardında ne umut var ne mutluluk. O uzaklarında ardında yalnız koca bir hüzün ve yokluk… çünkü dünya senin anlayabileceğinden daha çok acılarla dolu, ey mutluluğu uzaklarda arayan hayalci çocuk!...