9 Mart 2014 Pazar

BUHARLAŞAN RÜYALAR

İşte başıma geliyor aynı şeyler. Dışarıdaki mutlu hayatın izleri yanaklarımda birer su  damlasına dönüşüyor. Ben neyim? Ne haldeyim? Neden beni mutsuz eden bunca şeye takılıp kalıyorum. Bir şeyler olmalı hayatımda; özgür kılmalı beni takılıp kaldığım zırvalardan.
 Neden ağlatır beni resmini gördüğüm bir nevresim takımı özenle düzenlenmiş bir oda içerisinde? Neden boşanır gözlerimden yaşlar yağmura çalan havanın pus kokusunu hissedince? İçimdeki bitmek tükenmek bilmeyen huzursuzluk, ellerimden bir türlü çıkmayan ağır nikotin kokusu ruhumu ıslak duvarlarla örülmüş karanlık bir zindana hapseder de bu farkına varmayış öldürür beni kuru lavanta kokuları arasında.
Yıllar önce anlamını yitirmiş bir yaşamak benimkisi. Hayatını ailenin ve sevdiklerinin yanında geçirmek varken neden bu zoraki hapis; kendi kendine verilen? Ah muhteşem eşeklik! Ah kitap yüklü ahmaklık! Verin bana tüm nimetlerinizi!.. Ah öyle ya; işlerimizdi bizi özgürleştirecek olan! Nasıl oldu da birkaç kağıt parçasına müptela olabildik anlayamıyorum.
Aylardır içimi kemiren bir huzursuzluk var. Ne yapsam, nereye gitsem, kime anlatsam… Ah bu ben değilim. Bu işinin kölesi olmuş ahmak, budala; hayır demekten aciz sersem… Hayatının baharında bu toy delikanlı. Bütün mesele büyüyebilmekte. Peki nedir beni büyütecek olan? Nedir dertlerime deva olacak olan? Ben miyim dünyayı tek başına sırtında taşıyacak olan ahmak?
Bir intihar düşüncesi sarıyor bedenimi; titriyorum en soğuk kış günlerinde çırılçıplak sokağa fırlamış bir adam gibi. Bu delilik nöbetleri korkutuyor beni anlamsızca. Uzaklarda kaldı rüyasını gördüğüm hayallerim.
Bu gece ağlayacağım ve gün doğumunda kahkahalarda boğulacağım. Ruhumu bırakıp ardımsıra, durduracağım vücudumu saran titreme nöbetlerini. Ve yine göreceğim umursamaz yüzleri, satılmış bedenleri; ruhumu nefreti saran insanların yüzüne gülümseyeceğim. Bu kadarla da kalmayacak, aptalca şakalar yapacağım, aptalca güleceğim. Bana hükmettikçe kendini krallar ve padişahlar arasında sayan insanların en iyi soytarısı olacağım. Hayallerini satılığa çıkaran ben için ne yüce bir hayat!..
Hikayeler anlatacağım ve onlardan nefret edeceğim. Ardından delicesine sevmiş gibi yapacağım onları. Kitaplarda yazan bütün bilgece sözleri yırtıp atacağım zihnimden. 
Akşam olacak her zamanki gibi; sabahın şuh hatıraları yerini ellerimde titrekliğe bırakacak. Çılgınca yumruklamak isteyeceğim taştan duvarları ve tahtadan masaları. Bir yumruk ezip geçecek ruhumdaki en hassas noktayı ve susacağım. 
Bu dünya, benim anlayabileceğimden daha fazla acıyla dolu...
"Sinirlerim bozuk bu gece. Çok bozuk. Gitme kal.
Bir şeyler anlat. Neden konuşmazsın hiç. Konuş.
Ne düşünüyorsun? Ne düşüncesi bu? Ne?
Ne düşünürsün böyle bilmem ki hiç. Düşün bakalım.”

T. S. ELLIOT Çorak Topraklar