5 Ekim 2012 Cuma

YABANCI


                 Bazen bir şeyler yanlış gider... Bazen bütün bir hayat. Aynadaki hayalimle daldığım düşüncelerin birinde; yüce bir farkındalığa rastladım. Yaşadığım bu hayatta her şey yanlıştı. İnandığımı söylerken yalan söylemiyor olsam bile; inançsızların yürüdüğü yollardan yürümüştüm hep. Kendime yüzeysel bir bakış attığımda gördüğüm şey bir inançsız gibi yaşıyor olduğumdu.
               Peki beni bu hale getiren ne idi? Beni hep yanlış yollardan yürüten şey... Gözlerimi kapattığımda gördüğüm kabusların bir yansıması dudaklarımdan duyulmalıydı. O adı bilmeliydim. Bir sorumlu, bir bahane bulmak istiyorum tüm bu ızdırabıma. Bütün bilgim bana gerekmeyen her şey. Bilmediklerim ise beni özgürlğüme kavuşturacak bir avuç mutluluk.
               Ben bir yabancıyım şimdi; bana yabancı topraklarda. Benim vatanımın sınırlarında görünse bile burası bambaşka bir yer. Bütün yaşam enerjimi, yaşama isteğimi söküp alan bir ucube toprak parçası. İnsanların yabancı bakışlarından bıktım usandım. Benim hakkımda yabancı bir dilde konuşulması ve benim anlayamamam... Nefret doluyum bu topraklara karşı. Aciz olduğum için herkese gülümsemem; herkesle dost olmaya çalışmam. Arkamdan konuşulan bütün o şeyler... Ben istenmeyen adamım. Dün de böyleydim; yarın da böyle olacağım. Suçum nedir bilmeden; umursamaz görünerek ama derinlerde hep yoğun göz yaşlarına boğularak. Bütün hayatım boyunca söylemek istediklerimi içime atarak... Ben böyle yaşamak istemiyorum. Böyle yaşamak... Yaşamak değil...