14 Şubat 2012 Salı

GARİB

Hayata ürkek umutlarla bağlanmıştı. Ürkek ve huzursuz geçen yılların ardından; uykusuz geçen günlere bir ağıt... Gökyüzü bambaşka bir hüzünle doluydu, gece solgun, ıssız ve soğuk bir şarkıyla kaplanmıştı. Her yeni günün sabahında doğan umut; bugünün sabahında artık yoktu. Nereye koşsa apayrı bir hüzün, kime sorsa, alaycı bir yüz. Yaşamak hiç kolay değildi. Elinde tuttuğu çini vazoyu fırlattı duvardaki aynaya. Ayna ayna söyle bana; hangi hüzün uzaktır bu bu dünyaya? Hangi gözler ıraktır bu acıya? Kırıldı ayna; can çekişen bir kuş tüyü gibi. Elveda sonbahar; merhaba hüzün. Ve yaklaştıkça ölüm onca uzağa; sığıntım oldu bunca karanlıkta kitaplar. Kitap; bir garibe uzanmış anne memesi. Yetim kalan neslin son hevesi. Ve büyüdükçe büyüdü bu nesle kinim. Arkadaş komik kelime. Dost mübalağa sanatının zirveye vardığı nokta. Bir hiçim biliyorum kainatta fakat kendi içimde bir devim esasında.
Dehanın çocukları ömürleri boyunca defalarca ergenlik krizleri geçirir
Dehayım desem komik. notlarımla; akademik başarılarımla tartacaksınız beni. Tiksinç. Az bir zaman sonra bir iz bile kalmayacak benden nasılsa. Baktımdı bügün o fuhş yuvasında, tiksindim. Sevmiyorum o insanları. Yüzlerini görmek zorunda oluşum ne acı. Dinginlik; merhamet arıyor değilim birinden. Bana dinginliği veren şey: Kitap. Sayfa sayfa. Kokusuna hasret olduğum kitaplar. Hasretine dayanamayıp yastık altında kocattığım kitaplar. İnsanlar parasını değersizleştirir. Ben kitaplarla kendimi değerlendiriyorum; size ne! Ben kendimi düşünüyorum. Kendimde tüm Asya'yı Afriya'yı. Yetim kalmış toprakları. Ben büyüğüm. büyük olmak bunu gerektirir. At gözlüklü mahlukat.
DEV UYKUSUNDAN UYANDI