18 Şubat 2012 Cumartesi

300 nit.


Hayal et! Mutlu olduğunu ve gülümsediğini. Ve yayılsın dudaklarından gülümseyişin. Aptal şey. Gerçekten olacağını mı zannettin? Yani sence bu mümkün müydü? Komiksin. Mutluluk oyunlarıyla mutlu olabilmek ancak aptalların işidir. Böylece mutlu olmak umutsuzdur. Evet, u-mut-suz.
Ben küçük bir çocuk olduğum zamanlarda hayatımın böyle olacağını hayal bile edemezdim. Tabiiki sürrealist bir çocukluğum vardı. Sokaklarda bir tek arkadaş bile edinememiş bir çocuktum ben. 300 nit parlaklığındaki ekranlardan hayata tutunan insanlardan biri de asla olmadım. 300 nit benim için hala sürrealizmin kapısıdır. Bu da benim için insanları ikiye ayırıyor: Ben ve 300 nit parlaklığında şoke olmuş maymunsular. 300 nit parlaklık bir çok insanı kör edebilecek kadar güçlü kanımca
Tabiiki bu bir deneme. Amacından sapmasında bir mahsur yok. Yazmaya başlayınca nereye varacağımı şaşırıyorum. Bilinçaltımdan ağıza alınmayacak şeyler fırlamaya çalışıyor. Sartre bir romanında şöyle der " Sarah'yı görünce sadizmin ne olduğunu anlıyorum." Garip ama yazmak istedim.
21. yüzyılda hayatın en sevdiğim tarafı insanların hayatlarını sosyal ağlarda bir saat içerisinde mutluluk ve acı veren onlarca girdiye maruz kalıp kafayı oynatmalarına ramak kalmasına rağmen hala normal görünmeleri. Hem gülüp hem ağlamak. Artık garip değil. İnsanlarlar artık ciddi meseleleri tartışamaz oldu. Nasılsa onlara ciddi meseleleri at gözlüğüyle aktaran sosyal ağ grupları var. Varlık düşüncesi artık öldü. "Neden ve niçin" artık tartışılamaz bir hal aldı. Ve bir şeyler yazmak anlamını tamamiyle yitirdi.
Bir hafta öncesine kadar; benim için. Ama düşününce eski kafa olmak en iyisidir dedim. Kendi çapında mutlu ol, herkes kendi çağında mutlu olurken. Bırak içinde kalacağına dışarı aksın. Hem kimse okumasa da duymasa da sövmek rahatlatıcı bir iştir.